Blog.

“AİLEME VE ÜLKEME YAKLAŞMAYIN.” 🔴 Alperen Şengün, Ali Erbaş’ın saygısız hareketlerinin ardından tüm basın odasını şok etti! Maç sonrası sakin geçmesi beklenen basın toplantısı, Ali Erbaş’ın Alperen Şengün ve ailesine yönelik son derece saldırgan bir çıkış yapmasıyla infial yarattı. Şengün tereddüt etmeden mikrofonu aldı ve spor dünyasını şaşkına çeviren sekiz kelime söyledi. Ali Erbaş daha sonra gönülsüzce özür dileyerek “barış” dilemeye çalıştı, ancak Alperen Şengün’ün bir sonraki cevabı sosyal medyayı salladı: Ailesine ve ülkesine duyduğu gurur, sadakat ve ölümsüz sevginin güçlü bir ifadesi.

“AİLEME VE ÜLKEME YAKLAŞMAYIN.” 🔴 Alperen Şengün, Ali Erbaş’ın saygısız hareketlerinin ardından tüm basın odasını şok etti! Maç sonrası sakin geçmesi beklenen basın toplantısı, Ali Erbaş’ın Alperen Şengün ve ailesine yönelik son derece saldırgan bir çıkış yapmasıyla infial yarattı. Şengün tereddüt etmeden mikrofonu aldı ve spor dünyasını şaşkına çeviren sekiz kelime söyledi. Ali Erbaş daha sonra gönülsüzce özür dileyerek “barış” dilemeye çalıştı, ancak Alperen Şengün’ün bir sonraki cevabı sosyal medyayı salladı: Ailesine ve ülkesine duyduğu gurur, sadakat ve ölümsüz sevginin güçlü bir ifadesi.

admin
admin
Posted underNews

Basın toplantısının sakin geçmesi bekleniyordu, hatta bazı muhabirler ilk sorularını bile hazırlamış, maçın taktiksel analizine odaklanmaya başlamıştı. Fakat kimse, geceyi tamamen değiştirecek o patlamayı ve ardından yaşanan tarihi anları öngörememişti. Alperen Şengün her zaman olduğu gibi serinkanlı, yorgun ama kontrollü bir ifadeyle kürsüde yerini almıştı.

Ancak salonun köşesinde mikrofonu eline alan Ali Arbaş’ın sesindeki öfke dalgası bir anda tüm atmosferi değiştirdi. Sözleri yalnızca sert değildi; aynı zamanda Alperen’e, ailesine ve temsil ettiği değerlere yönelik kişisel bir saldırı niteliği taşıyordu. Salon bir anda soğudu, kameralar titredi, muhabirler birbirine bakakaldı.

Arbaş’ın saldırgan çıkışının yankısı duvarlarda çınlarken herkes aynı şeyi düşünüyordu: Bu biraz fazla olmuştu.

Alperen önce birkaç saniye sessiz kaldı. Gözlerini yere indirdi, sonra yavaşça başını kaldırdı. Vücudundaki tüm kasların gerginleştiği, nefesinin hızlandığı açıkça görülüyordu. Herkes onun öfkesini tutmaya çalıştığını fark etmişti. Arbaş’ın suçlayıcı sözleri yalnızca sahadaki performansını değil, aynı zamanda ailesinin onurunu ve ülkesine bağlılığını hedef alıyordu.

Bu, bir sporcunun en hassas noktalarından biriydi. Salon nefesini tuttu, kameralar donmuş gibi Şengün’e odaklandı. O an genç yıldız mikrofonu eline aldı ve hiçbir tereddüt göstermeden o sekiz kelimeyi haykırdı: “Aileme ve ülkeme yaklaşmayın. Sınır bu!”

Bu sözler bir anda basın odasını paramparça eden bir yıldırım etkisi yarattı. Muhabirler şaşkınlıkla birbirine döndü, sosyal medya ekipleri telefonlarına sarıldı, kameramanlar birbirinin üzerinden atlayarak daha iyi açı yakalamaya çalıştı. Şengün’ün sesindeki kararlılık, öfke ve kırgınlık aynı anda duyulabiliyordu. Sanki içindeki volkan yıllardır birikmiş ve nihayet patlamıştı.

Ali Arbaş’ın yüzündeki şok ifadesi ise kelimenin tam anlamıyla okunmaya değerdi; ne söyleyeceğini bilemediği o birkaç saniyede tüm ülke adeta onu izliyordu.

Bu patlamanın ardından salonda derin bir sessizlik oluştu. Fakat bu sessizlik yalnızca birkaç saniye sürdü. Basın odasında yankılanan fısıltılar giderek büyüdü, bir çeşit uğultuya dönüştü ve nihayetinde gazeteciler sarsıcı bir olayın tam ortasında olduklarını fark ederek birbirine koştular.

O ana kadar saldırgan bir dil kullanan Ali Arbaş, bu sert tepki karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Yüzündeki pişmanlık mı yoksa medyanın baskısından duyduğu korku mu olduğu anlaşılmayan bir ifadeyle “Özür dilerim. Amacım kimseyi kırmak değildi, özellikle de ailenizi.” diyerek kendini savunmaya çalıştı.

Ancak bu sözlerin salondaki kırılmayı geri çevirmesi mümkün değildi.

Alperen Şengün özrü duyduğunda yüzünde belli belirsiz bir tebessüm belirdi. Fakat bu tebessüm sıcak bir affediş ifadesi değil, daha çok kontrolü eline alan birinin sakin öfkesini yansıtan bir gülümsamaydı. Mikrofonu tekrar eline aldı, herkesin kalbini titreten sessizliğin içinde gözlerini kameraya dikti ve ikinci bomba niteliğindeki sözlerini söyledi: “Ailem benim namusumdur.

Ülkem benim kimliğimdir. Kimse bunlara dil uzatamaz.” Bu cümle yalnızca basın toplantısındaki atmosferi değil, sosyal medyanın tüm akışını da altüst etti. Dakikalar içinde milyonlarca izlenme, yüz binlerce paylaşım ve sayısız tartışma başlığı oluştu. Dünya basını bile anında haberi manşetlerine çekti.

O an salonda bulunan herkes bunun sıradan bir tepki değil, bir sporcunun köşeye sıkıştırıldığında bile sahip olduğu değerleri korumak için neler yapabileceğini gösteren unutulmaz bir an olduğunu biliyordu. Alperen’in sözleri sadece bir savunma değil, aynı zamanda kendi kimliğine, ailesine ve ülkesine duyduğu sarsılmaz bağlılığın ilanıydı.

Genç yaşına rağmen böylesine ağır baskıların altında bile dimdik durabilmesi, salondaki pek çok gazeteciyi bile etkiledi. Bazıları bu olayı spor tarihinin en duygusal basın tepkilerinden biri olarak tanımladı.

Ali Arbaş ise masanın ardında hala boğazı düğümlenmiş bir halde oturuyordu. Kameralar kendisine çevrildiğinde yüzünde derin bir pişmanlık ifadesi belirdi. Kelimeleri titriyordu. “Yanlış anlaşıldım… Saldırgan görünmek istemedim…” diye mırıldandı. Ancak artık iş işten geçmişti. Şengün’ün sözleri o kadar güçlü ve netti ki, Arbaş’ın açıklaması kimsenin umurunda değildi.

Spor dünyasındaki tartışmalar bir anda yön değiştirdi ve gündem tek bir noktada birleşti: Bir sporcunun ailesine yapılan saygısızlık ve bunun karşısında verdiği onurlu tepki.

Basın toplantısından sonra Alperen salondan çıkarken yüzünde kararlı bir ifade vardı. Koridorda ona eşlik eden güvenlik görevlileri bile o anın ağırlığını hissediyordu. Takım arkadaşlarından bazıları ona destek olmak için omzuna dokundu. Rocketstaki antrenörler ve yöneticiler açıklama yapmaktan kaçınırken, taraftarlar sosyal medyada “Arkasındayız Alperen” mesajlarını yağdırdı.

Gece ilerledikçe olayın etkisi büyüdü. Uluslararası yorumcular, Alperen’in sözlerini yalnızca bir çıkış değil, aynı zamanda kimlik ve onur savunması olarak değerlendirdi. Türkiye’deki milyonlarca izleyici ise genç yıldızın ailesine ve ülkesine sahip çıkışını gururla paylaştı. Bazı gazeteler sabahın ilk ışıklarıyla “Alperen’den tarihi tepki” manşetlerini attı.

Bu olayın etkileri günlerce konuşulacak gibi görünüyordu.

Sonuç ne olursa olsun, o gece yaşananlar sadece bir spor tartışması değildi. Bu, köklerine, ailesine ve kimliğine sahip çıkan bir gencin kararlılığının güçlü bir ifadesiydi. Alperen Şengün, sekiz kelimelik bir uyarıyla başlayan bu çatışmayı, kendi değerlerinin ve bağlılığının altını çizen gururlu bir beyanla noktaladı.

Ve herkes o an anladı: Bu sözler basit bir tepki değil, yıllarca hatırlanacak bir dönüm noktasıydı.

“AİLEME VE ÜLKEME YAKLAŞMAYIN.”  Alperen Şengün, Ali Erbaş’ın saygısız hareketlerinin ardından tüm basın odasını şok etti! Maç sonrası sakin geçmesi beklenen basın toplantısı, Ali Erbaş’ın Alperen Şengün ve ailesine yönelik son derece saldırgan bir çıkış yapmasıyla infial yarattı.

Şengün tereddüt etmeden mikrofonu aldı ve spor dünyasını şaşkına çeviren sekiz kelime söyledi. Ali Erbaş daha sonra gönülsüzce özür dileyerek “barış” dilemeye çalıştı, ancak Alperen Şengün’ün bir sonraki cevabı sosyal medyayı salladı: Ailesine ve ülkesine duyduğu gurur, sadakat ve ölümsüz sevginin güçlü bir ifadesi.